| BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? |
|
|
*Antakya Mozaik Müzesi Mozaikleri bakımından Dünyada ikinci
sıradadır...
*St.
Pierre Kilisesi Hıristiyanlığın
yayıldığı ilk mağara kilisedir...
*Asi Nehri
Güney’den Kuzey’e ters akan nehirdir...
*Habib-i Neccar Camii Anadolu'da yapılan ilk cami olarak
bilinir...
| |
 |
|
ANTAKYA’NIN
KURULUŞU
Büyük İskender’in komutanlarında Antigonus ve Seleucus, Mezopotamya ile
Suriye’nin yönetimi için aralarında savaşmış, zafer Seleucus’un
olmuştur. Y eni bir kent kurmak isteyen Seleucus, Zeus’tan kendisine yol
göstermesini ister ve bir kurban keser. Kurban etini kaparak uçan bir
kartal, Silpius Dağı’nın eteği ile Oronte (Asi) Nehri’nin arasına konar.
Seleucus, bunun Zeus’un bir işareti olduğuna inanır. M.Ö. 300 yılında
kentin temeli atılır. Kenti planlama işi mimar Xenarius’a verilir.
Xenarius şehri kışın güneş görecek, yazın rüzgarlardan faydalanacak
şekilde planlar.
Kente Seleucus’un babası Antiochus’un adı verilir. M.Ö.64 yılında Roma
hakimiyetine geçene dek Antakya, Seleucus Krallığı’nın başkenti
olmuştur. Seleucus hanedanlığı döneminde kısa zamanda gelişen şehir büyük
bir üne kavuşur. Roma hakimiyetine geçmesi ile birlikte şehir, Roma ve
İskenderiye’den sonra, Roma İmparatorluğu’nun üçüncü büyük eyaleti
haline gelerek, çok parlak bir dönem geçirir.
Uygarlıkların medeniyetle tanıştığı ,inançların tanrı askıyla birleştiği
ve özgürlüğe kavuştuğu yer “ANTIOCH”...
|
|
|
Ayşe Serra Şeyhoğlu "Antioch'tan Hatay'a"
adlı kitabından alıntıdır... |
|
 |
| ANTAKYA
TARİHİ YERLER |
|
 |
St.Pierre Kilisesi;
Antakya’nın 2 Km. kuzeydoğusunda, Reyhanlı karayolu üzerinde, Habib-i
Neccar Dağı’nın uzantısı olan Haç (Stauris) Dağının eteğindedir. 13
metre uzunluğunda, 9,5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde doğal
bir mağaradır. Hz. İsa’nın ölümünden sonra havarilerinden St. Pierre
Antakya’ya gelerek (M.S.1.y.y.ilk yarısında) burada telkinlere
başlamıştır.
|
|
|
İsa’ya inananlara “Hıristiyan” adı ilk kez burada
verilmiştir. 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından burası
Hıristiyanların Hac yeri olarak kabul edilmiştir. Her yıl 29 Haziran’da
St.Pierre günü (bayram) kutlamaları yapılmaktadır.
|
|
 |
 |
HARON (Cehennem Kayıkçısı);Haron,
St. Pierre Kilisesinin 20 m. uzağındadır. Burada kayalara
oyulmuş dev bir büst bulunmaktadır. Büst, başında örtü bulunan
tamamlanmış kabartma bir insan portresidir. Bu kabartma
Antiochus zamanında bir veba salgını sırasında yapılmıştır. Çok
sayıda insanın ölümüne yol açan salgını önlemek için bir kahine
danışılmış ve onun tavsiyesi üzerine dağa şehre yüksekten bakan
bir mask oyularak üzerine ölümleri önleyecek sözler yazılmıştır.
Günümüzde bu yazılar mevcut
|
|
|
 |
 |
Hatay Arkeoloji Müzesi (Antakya Mozaik Müzesi);
Mozaik koleksiyonu zenginliği yönünden dünyada ikinci, para
koleksiyonu yönünden ise üçüncü sırada yer alır. Harbiye,
Antakya, Aççana, Çevlik, ve İskenderun'da yapılan kazılarda
bulunan çeşitli süs eşyaları, heykeller, mezarlar da sergilenen
eserler arasındadır.
|
|
|
|
Titus-Vespasianus Tüneli ve Kaya Mezarları;
Antik Seleucia Kent ve limanını dağlardan inen sel sularından
korumak amacıyla M.S. 69 tarihinde Vespasianus döneminde
başlayan ve oğlu Titus (M.S.81) tarafından tamamlanan bir tünel
ve kanaldan ibarettir. Kanal 1.330 metre uzunluğundadır. Tünelin
kapalı kısmının uzunluğu 130
|
|
|
metre, yüksekliği 7 metre, genişliği 6 metredir. Kaya mezarları; Titus-Vespasianus tüneline
yakın Roma Dönemine ait 13 kaya mezardan oluşmaktadır.
Bunlardan
“Beşikli Mağara” en geniş ve ünlüsüdür.
|
|
|
 |
İssos (Epifenya)Harabeleri;
Pers Kralı
Darius III ve Makedonya Kralı Büyük İskender’in M.Ö. 333
tarihinde savaştığı bu bölge Helenistik döneminde kurulmuş ve
Roma döneminde varlığını sürdürmüştür. Şu an bölgede antik şehir
kalıntıları ve su kemerleri bulunmaktadır.
|
|
 |
 |
St. Simeon Manastırı ; Samandağ
İlçesi yolu üzerinde Değirmenbaşı beldesinden ayrılan bir yolla
gidilen Aknehir Beldesi sınırları içinde 479 metre yüksekliğinde
bir tepe üzerinde kurulmuştur. M.S. 6 yüzyılda yapılan
Manastırın sekizgen avlusunun ortasında doğal bir kayadan
yapılmış sütun mevcuttur. St. Simeon buraya M.S. 541 yılında
gelmiş ve 592 yılında ölmüş olup.
|
|
|
St.Simeon’un ölünceye kadar bu
sütün üzerinde yaşadığına inanılır. |
|
|
|
Harbiye (Daphne) ;Antakya’ya
10 Km. uzaklıktadır. Vadinin güneyinden çıkan kaynaklar
şelaleler oluşturduktan sonra Asi Nehrine kavuşur. Harbiye
olarak bilinen bölgenin antik dönemindeki isimleri Kastalia,
Pallas ve Saramanna’dır. Helenistik ve Roma dönemlerinde
çağlayanlarıyla tanınan ve dünyaca ünlü bir sayfiye yeri
|
|
|
olarak kullanılan Defne, o dönemde
zengin halk kesimi tarafından yapılan çok sayıda
köşkleri, tapınakları ve eğlence yerleriyle ünlüydü. İmparator
Gallus döneminde Harbiye eski ihtişamına kaybetmeye başlamış,
Arap istilasından sonra da bir daha parlak dönemlerine
dönememiştir. Günümüzde Harbiye her biri 300-500 kişilik
Restaurantları ile bölgemizin en önemli eğlence ve gostronomi
turizm merkezidir. |
|
|
 |
|
Aççana Ören yeri ;Antakya-Reyhanlı
karayolunun 22. kilometresinde bulunan bir höyüktür. Yaklaşık 30
dönümlük bir alanda bulunmakta olup, 10.082 m2’lik
kısmında British Museum tarafından 1936-1938 yılları arasında
arkeolojik kazılar yapılmış ve 17 kültür katı tespit edilmiştir.
Bugün ören yeri içerisinde; 7’nci katında bulunan Yamhad Kralı
Yarım-Lim ile 4’ncü katında yer alan Kral Niqne-Pa’nın
saraylarının kalıntıları mevcuttur.
|
|
|
|
Seleukeia Pierria (Çevlik) Ören Yeri ;
Samandağ İlçesi, Kapısuyu Köyü sınırları içerisindedir. M.Ö.305
yılında Selevkoslar tarafından başkent yapılmak amacı ile
kurulmuş, ancak dış saldırılara açık olması nedeni ile Antakya
kurularak başkentlik oraya taşınmıştır. Seleukeia ise bir
ticaret şehri olarak genişlemiştir. Şehir Roma çağında en parlak
günlerini yaşamıştır.
Şehirden günümüze Antik Liman kalıntısı, Titus-Vespasianus Tüneli,
|
|
Dor mabedi ve Kaya mezarları kalmıştır.
|
 |
|
Barlaam Manastırı ;
Yayladağı İlçesinde bulunan Antik Cassius (Keldağı) dağında bulunmaktadır. Burası Hitit
döneminde kutsal alan sayılmış, Romalılar zamanında da bu
özelliğini korumuştur. Manastır ve kilise olmak üzere iki ayrı
ana yapı dönemi geçirmiştir. V. yüzyılın sonunda onarılmış, daha
sonra eklemeler yapılmıştır.
|
|
|
| |
|
Antakya Surları ;Antakya
şehir suları M.S. 526 yılında İmparator Justinyen tarafından
yaptırılmıştır. Eski devirlerde Antakya’nın etrafı yüksek
surlarla çevriliydi. Selevkos ve Roma dönemlerinde daha uzun ve
yüksek olarak yapılan surlar
üzerinde 360 nöbetçi kulesi ve Habib-i Neccar
Dağı' nın
|
|
|
en yüksek ve sarp tepesi üzerinde bir iç
kale bulunuyordu.Bugün surların sadece Hacıkürüş deresine bakan
yamaçlarındaki bazı bölümleri sağlam kalmıştır. |
|
|
 |
 |
Payas Sokulu Mehmet Paşa Külliyesi ;Dörtyol
İlçesi Payas beldesindedir. 1574 yılında Mimar Sinan tarafından
yapılan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi Osmanlı mimarisinin
örneklerindendir. Külliye bünyesinde; 45 dükkanlı han,
imaret, çifte hamam, cami ve medrese bulunmaktadır.
|
|
|
 |
|
Habib-i Neccar Camii ; Anadolu’nun
ilk camii olan Habib-i Neccar Antakya’da yapılmış ve Müslümanlık
Anadolu’ya buradan yayılmaya başlamıştır. Habib-i Neccar Camii
Hz. Ömer’in Komutanlarından Ebu Ubeyde Bin Cerrah Tarafından M.S
636 yılında inşa edilmiştir.Hz. İsa’nın Havarilerine ilk inanan
Habib-i Neccar bir inanç abidesi ve Kuran-ı Kerimde Yasin
suresinde övülen bir şehittir.
Mezarı camide bulunmaktadır.
|
|
|
Çok
tanrılı dönemde Roma halkını Allah’a inanmaları için Antakya’ya
iknaya Hz. İsa tarafından gönderilen elçiler Yuhanna, Pavlos ve
Şemun Safa’nın da mezarları cami içinde yer aldığına
inanılmakta ve kabirleri bulunmaktadır. |
|
 |
|
|
Bayezid-i Bestami Makamı; Kırıkhan’ın
kuzeyinde Alaybeyli Köyünün hemen önünde yer alan bir tepe ve
Darbısak Kalesinin içinde yer alır. Bu kale, Antakya Haçlı
Prensliğinin önemli kalelerinden biri idi.
Belen geçidinin kuzey girişinin güvenliğini sağlayan kale, 1268
yılında Baybars tarafından alındıktan sonra önemini
yitirmiştir. 19. yüzyılın sonlarında buraya Karamürselzade
Mustafa Şevki Paşa tarafından İslam evliyalarından Bayezid-i
Bestami adına bir cami ve ziyaret yeri yaptırılmıştır. Kalenin
bazı bölümleri kısmen ayaktadır
|
|
|
 |
| |
Şeyh Ahmet Kuseyri Camii ve Türbesi ;
Antakya –Yayladağı güzergahında, Antakya’ya 25 kilometre
uzaklıkta bulunan Şenköy beldesindedir. Osmanlı döneminde
yaşamış bir veli olan Şeyh Ahmet Kuseyri’nin türbesi ve aynı
avluda bulunan cami 16. yüzyıl eseridir.
|
|
|
|
|
|
Hızır Türbesi
ve Musa Ağacı ;Antakya’da ve Samandağ ilçesinde pek çok yerde Hızır (a.s) adına
yapılmış türbe ve ziyaretler vardır. Ancak bunların en ünlüsü
Samandağ sahilinde, Hz. Hızır ile Hz. Musa’nın buluştuğu yer
olarak kabul edilen kayanın üzerinde kurulan Hızır (a.s)
ziyaretidir.
|
|
|
Samandağ ilçesi Hıdırbey Köyünde koruma altına alınmış ulu bir
çınar ağacı vardır. 800-1000 yaşlarında olduğu tahmin edilen,
ancak halk arasında 2000-3000 yaşları arasında olduğuna inanılan
bir ağaçtır. Gövdesinin çevresi 35 metredir. Bu
ağacın Hz. Musa’nın asasının ab-ı hayat (ölümsüzlük suyu)
sayesinde filizlenip kök salması sayesinde meydana geldiğine
dair efsaneler anlatılmaktadır.
|
|
|
 |
Ulu Camii ;Antakya'nın
Ata Köprüsü yakınında bulunan ve yapıldığı dönem itibariyle
Antakya’nın en eski camisi olan Ulu Cami’nin Memlük dönemi eseri
olduğu sanılmaktadır. Kitabelerden, ve minaresinin çeşitli
dönemlerde tamir edildiği sanılmaktadır.
|
|
|
 |